Süresinde ibraz edilmeyen çekte ibraz süresi ve çekin ibraz tarihinin tespiti; çekin üzerinde yazılmış olan düzenleme tarihinden itibaren başlamaktadır. İbrazın süresinde yapılıp yapılmadığı çekin bankaya(muhatap) ibraz edilmesi ile ve muhatap bankanın ibraz tarihinin çekte yazılmış olmasıyla tespit edilebilir.
#Karar 1: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas NO: 2013/16086, Karar NO: 2013/23174 Sayılı İlamı;
“İçtihat Metni”
ESAS NO : 2013/16086, KARAR NO : 2013/23174
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
TTK’nun 708. maddesi uyarınca bir çek, keşide edildiği yerde ödenecekse on gün; keşide edildiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. Ödeneceği memleketten başka bir memlekette keşide edilen çek, keşide yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
6102 Sayılı TTK’nun 808/1 maddesi (eski 6762 Sayılı TTK’nun 720.maddesi) gereğince çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edildiği (ibraz günü de gösterilmek suretiyle) çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla tespit edilmelidir. Aksi taktirde alacaklı müracaat hakkını kaybeder. Bankaya süresinde ibraz edildiğinin, belge üzerine yazılan şerh ile ispat edilmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla bilahare bankadan alınan yazıya göre ibraz edilip edilmediğinin tespiti mümkün değildir.
Somut olayda takibe konu çekte ibraz tarihi bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle, alacaklı TTK.nun 796 ve 808. maddeleri gereğince müracaat hakkını kaybetmiştir. Bu durumda takip dayanağı belge kambiyo senedi vasfını taşımadığından (adi havale) icra mahkemesince öncelikle İİK.nun 170/a maddesi gereğince re’sen takibin iptaline karar vermek gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
#Karar 2: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas NO: 2019/2737, Karar NO: 2019/6692 Sayılı İlamı;
İçtihat Metni” MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlu lehtarın icra mahkemesine başvurusunda, takip dayanağı çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını, düzeltme yanındaki paraf imzanın keşideciye ait olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep etmiş, mahkemece, keşide tarihindeki paraf imzaya ancak keşidecinin itiraz edebileceği ve lehtarın itiraz hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararına karşı borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesinin 12. Hukuk Dairesinin 24.12.2018 tarih ve 2018/1293 E. – 2018/2620 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür.
HMK.nun 207. maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin borçlu (keşideci) tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Anılan imzaya veya paraf imzasına itiraz halinde, mahkemece yöntemince imza incelemesi yapılmalıdır. Düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. Borçlunun söz konusu itirazları sabit olduğu takdirde; çekin TTK.nun 796. ve 808. maddelerinde öngörülen yasal süreden sonra ibraz edildiği sonucuna varılacak ve İİK.nun 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilebilecektir.
Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı ve paraf imzanın da sahte olduğu yönündeki itirazlar bilirkişi incelemesi ile sonuçlandırılmalıdır. Çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan, çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerekir. Ayrıca bu durum çekin vasfını etkileyen bir husus olduğundan keşideci dışındaki tarafların da itirazda hukuki yararları vardır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece, çekin düzeltilen keşide tarihi yanındaki “paraf” imzasının, keşideci bölümünde mevcut keşideci imzası ile mukayese edilerek, aynı el ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, farklı olduğunun tespiti halinde, senedin keşide tarihi, tahrifattan önce yazılmış olan şekli ile kabul edilip, bu haliyle muhatap ESAS NO : 2019/2737 bankaya süresinde ibraz edilip edilmediği belirlenerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu konuda lehtarın itiraz hakkının bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, Gaziantap Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 24.12.2018 tarih ve 2018/1293 E.- 2018/2620 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), Batman İcra Hukuk Mahkemesi’nin 22.02.2018 tarih ve 2017/298 E. – 2018/86 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 17/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
#Karar 3: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas NO: 2016/15472, Karar NO: 2017/7215, 04.05.2017 Tarih Sayılı İlamı;
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine çeke dayalı genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte, borçlunun borca itiraz etmesi üzerine alacaklı itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurmuştur. Mahkemece; borçlunun cevap dilekçesindeki çekin vade süresinin geçtiği ve yazılı delil niteliğinde olduğu yönündeki beyanının açıkça zamanaşımı itirazı olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile anılan takibe yapılan itirazın kaldırılmasına takibin devamına ve borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmolunduğu anlaşılmaktadır.
İİK’nun 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
6102 sayılı TTK’nun 808/1-b maddesi gereğince; çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edildiği (ibraz günü de gösterilmek suretiyle), çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla tespit edilmelidir. Aksi takdirde alacaklı müracaat hakkını kaybeder. Yine aynı kanunun 809/1. maddesine göre de; çekin, ibraz müddeti içinde muhatap bankaya ibrazı, protesto veya buna denk işlemle belirlendiği takdirde, yasal şekilde ibraz edildiğinin kabulü gerekir.
Somut olayda takip dayanağı 27.03.2015 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edildiğine ilişkin ibraz kaşesinin bulunmadığı görülmektedir. Anılan çek, yasal süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediği için TTK.nun 796. ve 808. maddeleri gereğince alacaklı müracaat hakkını kaybettiğinden, borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus özel yol ile takip yapılamayacağı gibi, dayanak belge bu hali ile adi havale vasfını taşımakta olup borç ikrarını içeren nitelikte belge sayılamayacağından yani, İİK.nun 68/1. maddesinde belirtilen belge mahiyetinde de olmadığından alacaklının sözü edilen belgeye dayalı olarak icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemesi mümkün değildir. O halde, alacaklı adi havale niteliğindeki bu belge gereği itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceğinden, mahkemece, istemin reddi yerine kabulü ile itirazın kaldırılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.